İTHAMLARIN HANGİ TARAFINI TUTSAK ELİMİZDE KALIYOR

İTHAMLARIN HANGİ TARAFINI TUTSAK ELİMİZDE KALIYOR

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası hakkımızda karalama çalışmalarına devam etmektedir. Elbette herkes üzerine düşeni aklının yettiği kadar yapacaktır. Öncelikle bize saldırıya cüret edenlere hak ettikleri cevabı verdiğimizde yazdıkları cevabı bile kaleme almaktan aciz durumdadırlar. Cevap olarak yayınladıkları metin; seçim meydanlarında karşımızda bir maharet gösteremeyen muhalif ve meslektaşın tepkisini almış bir şahsın kaleminden çıkanları kamuoyuna kendi görüşleri gibi paylaşmaktadırlar. Asıl karın ağrıları yıllardır sürdürdükleri Oda yönetim saltanatlarının ilk kez 2020 yılında karşılarına çıkan Birliğe Çağrı Grubu ile sallanıyor olmasıdır. Eninde sonunda ziraat mühendisleri kendilerini temsil etmekten aciz bu yönetimi en kısa zamanda (ilk seçimlerde) demokratik yollarla anayasal haklarını kullanarak değiştireceklerdir. Orman Mühendisleri Odası’nı hedef almalarının altındaki en önemli unsur bizim Birliğe Çağrı listesi ile 2018 yılında başardığımız zihniyet değişikliğini benzeri bir uygulamayı esas alarak, ziraat mühendislerin bir kısmının da aynı sistem ve isimle yönetime talip olmalarıdır. Oda başkanı ve ekibinin asıl karın ağrısı, rahatsızlığı budur.

“2018 yılındaki Oda seçimlerinde siyasi iktidarca açıkça desteklenen, üyeleri üzerinde her türlü baskı ve yıldırma politikasına başvurarak Oda seçimlerini kıl payı kazanan…” diye dile getirilen fakat asılsız olduğu herkesçe malum olana ne denir bilemiyoruz.

Yapılan seçimlerde ölülerden oy toplayan bir gurubu bertaraf etmek elbette zor olmuştur ve kıl payı da olsa adalet yerini bulmuştur. 2020 seçimlerinde ise iki yıllık yönetim dönemimiz tüm meslektaşlarımız tarafından görülmüş ve 13 şubenin 12’si ve genel merkez yönetimi ile delegenin de %95’i, oylarında %70’i temsil etmekte olduğumuz Birliğe Çağrı Grubuna verilmiştir. Acaba kendileri bu oranlara ulaşmayı hayal edebiliyorlar mı?Sonra niçin tüm görüşlerin oda şubelerinde ve genel merkezde temsil edilmesini sağlayacak olan nisbî temsil sisteminden, yani kim ne kadar oy alıyorsa o aranda yönetimlerde temsil edilmesinden korkuyorlar? Acaba saklamak istedikleri bir şeyler mi vardır? Yoksa onlarda ölü üyeleri seçmen gösterip delege mi kazandılar? Acaba bunun ortaya çıkmasından mı korkuyorlar, yoksa başka sıkıntıları mı vardır? Ayrıca siyasi iktidarla onların yaptığı gibi dalaşmak yerine Ülkemiz ve Meslektaşlarımızın faydasına olacak hususlarda irtibat ve proje bazlı görüşmeler neticesinde yıllardır çözülemeyen meselelere, kanunlar ışığında çözüm getirilmiş, 50 yılda çözülemeyen mevzular 2 yıl gibi kısa bir sürede çözüme kavuşturulmuştur. Kendilerini siyasetin ve idarelerin üstünde gören sakat bir zihniye yerine; İdareleri yanlışlarında eleştiren bunun yanında çözüme yönelik duyarlılıkla yönetimlere omuz veren bir üslup meslek tarihinde olmamış kazanımlara sebep olmuştur.

“Siyasal partilere ve yapılara yaslanarak işini yürüten bir meslek örgütünün bağımsızlığını koruması ve meslektaş yararına nesnellik içinde hizmet sunması olanaklı değildir…” diyenlere ise sözlerimizle değil meslektaşlarımız ve mesleğimiz adına yaptıklarımızla zaten cevap vermişiz…

“TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, geçmişten bugüne her türlü darbe ve darbe girişimlerine açıkça karşı çıkmış…” deniliyor. ZMO’nun geçmişine bakıldığında kendi fiiliyatlarının kendi kurdukları cümleleri yalanlayacağı da muhakkaktır. Ve her yaptığımız işte kamuoyunu bilgilendirmediğimizi söyleyenlere bizleri iyi takip etmelerini önermek durumundayız.

“Ormanlarımızın küçülmesine yol açan yasal hükümlerin…” gibi, yayımlanan metinde benzeri ifadeler oldukça fazla kullanılmıştır. Bu ifadeler akıl alır gibi değildir.
Kendilerine sormak gerekiyor onların değimiyle “kesilerek, yok edilerek” ormanların artmasını nasıl açıklayacaklardır? Ormanlar yok olduğu için mi orman varlığımız ve orman alanlarımız artmıştır?
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası’nı kendi mesleği adına hareket etmeye ve bu yönde söylemler geliştirmeye davet ediyoruz. Zira bizler orman ile iştigal edenler olarak biliyoruz ki bu ülkenin 1973 yılında 20.2 milyon hektar olan orman alanı, 2019 yılı itibari ile 22.6 milyon hektara yükselmiştir. Bunu bilmemeleri ve bizleri bu tür bir suçlamayla itham etmeleri oldukça vahimdir. Bize atfedilen başka bir ifade ise “Genel Merkez villasında bindikleri lüks Oda makam aracıyla…” diye devam etmekte… Şahsi anlamda mala-mülke ihtiyacımız olmadığı geldiğimiz yerden bizi yetiştiren aileden bellidir. Bu ithama da tirajı komik demek doğru bir ifade olur sanıyoruz. Gerek odamıza gerekse de şahsıma AOÇ’de devlet tarafından tahsis edilmiş bir villa ve araç bulunmamaktadır. Ayrıca bu iftira da bulunanları Genel Merkezimize davet ediyoruz. Genel Merkez Yönetimini devraldığımız 2018 yılından bu yana ne Genel Merkezimizde nede Odamıza ait araçta bir değişiklik yapılmamıştır. Mesleki zekanıza hürmeten hiç değilse şahsıma ve Odamıza iftira ederken hesaplama yapılsaydı. Zira bu beyanlarınızın doğru olmadığı aşikardır. Kendilerinin oturdu makamlar kullandığı araçlar acaba nedir kamuoyuyla paylaşsınlar?

“11. Ayın 11. Günü Saat 11’de 11 Milyon adlı orman mühendisliğinin inkârı anlamındaki etkinliği desteklemesi, bilimsel olmayan zihniyetin yanlı ve yanlış uygulamalarına diğer örneklerdir.” şeklindeki bu ifadeyi anlamak mümkün değildir. Zira bunu anlayabilmenin yegâne yolu bu olaya vicdansızca bakmak olacaktır. Ülkemizin menfaatine yapılan bir işe vicdansızca bakmamız mümkün değildir. OGM’nin başlatmış olduğu ve dünya rekoruna giren çalışmaya destek vererek çok şükür ki orman varlığımıza yeni fidanlar katılmasına katkı sağlamışızdır. Yine aynı açıklama içerisinde yer alan “Mevcut OMO yönetimi her türlü siyasi konuda iktidara destek olup açıklama yaparken, 2020 yılında “Dünya Ormancılık Günü” dolayısıyla bir açıklama yapmayı gerekli bile görmemiştir…” bu ithamı hayretler içinde müşahede ediyoruz. Gündemimizin bütün dünya da olduğu gibi coronavirüs olmasından dolayı sosyal medya hesabımız üzerinden “Dünya Ormancılık Gününü” kutladık lakin bunu da geçiştirerek yapmadık. Sadece iki kelimelik bir yazıyla değil, profesyonel ekiplere hazırlatarak yayınladığımız “Dünya Ormancılık Günü” videosuna bakmadılarsa bir daha bakmalarını rica ediyoruz.

Ayrıca üç ayda bir çıkartılan Yeşil Dünya Dergimizdeki kapak konumuza bakmalarını da tavsiye ediyoruz. Dünyada Pandemi haline dönüşen, Covid-19 virüsü ile mücadelede ülkemizde milli dayanışma içerisinde olmamız gereken bir zamanda, bundan zarar gören Aziz Milletimizin yanında olma irademizi dahi hazmedemeyen zihniyetlere ne desek boştur. Bu kampanyaya destek vermedikleri gibi hazımsızlıkları ve kinlerinin bildirilerine yansıması manidardır. Aziz Milletimiz her şeyi görmektedir. Sizler orman mühendislerini ve bağlı olduğu kuruluşu bu milletten saymıyor musunuz ki kuruluşumuzun “Biz bize yeteriz” kampanyasına destek vermesinden bu denli rahatsız oldunuz? Niçin rahatsız oluyorsunuz? Sizlerin bizim Ormancılık Camiası olarak Milletimizin yanında olmamızdan rahatsızlık duymaya hakkınız var mıdır?  Bugüne kadar ülke tarımı ve tarıma bağlı hayvancılığı ile ilgili bir fikir üretemeyen, taş üstüne taş koymamış, sadece ideolojiden beslenen, ülkemizin milli menfaatleri söz konusu olduğunda görmezden gelen malum zihniyetin her dediğine cevap verecek kadar boş zamanımızın olmadığını da kamuoyuna bildirmeyi bir görev olarak görüyoruz. Ayrıca basın açıklamalarımızla “belli yerlere mesaj vermek” kaygımız olmamıştır. Zira Sayın Cumhurbaşkanımız neyi doğru yaparsa onun ardında durduğumuzu açıkça belirtmişizdir. Milletin seçtiği bir Cumhurbaşkanının ardında ve yanında durmak Necip Milletimizin seçtiğine saygı göstermektir. Yoksa milletin taktir ettiğini başka mercilerin de kabul etmesi ve onaylaması mı gerekiyor? Ya da neye destek verip vermeyeceğimize bu zihniyet mi karar verecektir? Kendileri istedikleri zihniyetin temsilciliğini, istedikleri görüşlerin destekçiliğini yapmaya hak sahibiler, biz ise hak sahibi değiliz öyle mi? Herkes kendi aklının yettiği kadar, ufkunun öngördüğü kadar olayları tahlil doğru olanı da takdir eder ve destekler. Biz had biliriz, milletimizin isteğine yok demek o milleti yok saymak anlamına gelmektedir. Bu bizim nazarımızda ne demokrasiye ne insanlığa nede kadim kültürümüze sığan bir davranış değildir. Bizim biatımız da sadece hakkadır bilinmesini isteriz. Kim hakk doğrultusunda olursa bizler onun yanında oluruz. Birilerinden bunun için icazet alacak değiliz. 
Dememiz odur ki şahsıma ve dolayısı ile Odamıza edilen ithamların hangi tarafını tutsak elimizde kalmaktadır.

ZMO adına genel başkan imzasıyla yayınlanan bildiride Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı olarak şahsımın siyasi geçmişi gündeme getirilmektedir. (Ki bundan şahsım onur duymaktadır.) Malum zihniyetin, insanların özel hayatını dikizlemek, takip etmek genel karakterleri haline dönüşmüştür. Onun için bu yollara tevessül ediyorlar. Ama şunu bilsinler ki biz onların at koşturacağı meydanları boş bırakmadık bırakmayız da...  Temsil etmekte oldukları kıymetli ziraat mühendisleri ve ülkemiz ziraatına dönük çalışmalar, projelerle ilgili Türkiye gündemine gelsinler. Sanıyoruz ki bir sonraki dönemde seçimi kaybetme korkusu ile Sayın Başkan telaşa düşmüştür. Kıymetli ziraat mühendisleri ne isterse olur. Oda başkanı ve ekibine tavsiyem odur ki Rixos konusu ile ilgili detaylı bilgiyi referans gösterdikleri Türkiye Ormancılar Derneği’nden alarak akabinde kamuoyuna bilgi aktarsınlar. Şimdi bu açıklamamızdan sonra görmek gerekir TMMOB’nin, demokrasi, hak hukuk, eşitlik, özgürlük anlayışını. 24 meslek örgütünden birisi ZMO olduğu gibi birisi de OMO’dur. ZMO’nun açıklamaları TMMOB web sayfasında yayınlanmaktadır. Umarız ki bizim bu cevabımız da TMMOB web sayfasında yayınlanacaktır? Sizin çifte standartlı, ön yargılı, iki yüzlü, marjinal düşünce sahibi ve sizinle aynı düşünmeyenlere yaşam hakkı verip vermediğinizin ispatı bu metni yayınlayıp yayınlamamanızda görülecektir. Hararetle cevabını bildiğimiz soruya sizden de cevap bekliyoruz. ZMO tarafından yayınlanan metni düzeltmek oldukça zordur. Lakin doğrunun bilinmesi gerekmektedir. Bu iftiraları reddederek kınıyor ve tüm ithamları kendilerine iade ediyoruz. Son olarak, bizi şiddetle kınayanlara ve yapılan bu açıklamaya şu kıssa ile mukabele etsek sanırım yerinde olacaktır; Adamın biri ahbaplarıyla oturmuş laflıyor “Kurban” konusunu anlatıyor etrafındakiler; “Çocuğu olmayan Hazreti Davut, Allah’a dua etmiş ve “Ya Rabbim bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim.’ demiş... Dua tutmuş; Davut, kızının adını Ayşe koymuş... Gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş. Hz. Davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken Azrail gökten bir keçiyle çıkagelmiş ve ‘Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et.’ demiş...”

Dinleyenlerden biri dayanamamış dalmış sözün içine demiş k; “Yahu bunun neresini düzelteyim ben şimdi... Hz. Davut değil Hz. İbrahim, kız değil erkek, Ayşe değil İsmail, Azrail değil Cebrail, kurban edilen de keçi değil koç olacaktı…”

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. (11.05.2020)

Hasan Türkyılmaz
Genel Başkan
OMO Yönetimi Adına